Dukan diyeti başlığını ilk girdiğim günden bu güne tam 2 ay geçmiş ve ben bu sürede blogumda hiç düzenleme yapamadam.
Ne yazık ki zor günler geçirdik; birey olarak, ülke olarak... Önce bloga ismini veren patilerin şirin sahibi ayça'nin 2. nesil torunu olan MOJO'cum bir temizlik günü, ilk kez açık gördüğü pencereden merakla sarkarken aşağıya düştü. Çok şükür birkaç çizik, dudak ve damak patlaması ile sağ ön patisindeki yumuşak doku zedelenmesi ile bu süreci atlattı, ancak halen patisini tam olarak kullanamıyor.
Hain saldırılarda hayatlarını kaybeden şehitlerimiz ve Van'da 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen, 7.2 ve 5.6 büyüklüklerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımız oldu, hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.
Dukan diyetine dönücek olursak; geçen 8 haftada, haftaiçi hergün 40 dakikalık yürüyüş ile 7 kg kaybettim. İlk 5 günlük atak evresi boyunca yalnızca protein alarak yaşadım, daha sonraki 4 hafta boyunca da seyir evresine uygun olarak bir gün protein, bir gün ise protein ve sebze ağırlıklı beslendim. Bu 5 haftada 5 kg verdim ve Mösyö Dukan'ın direktiflerinden asla dışarı çıkmadım. İyiki yağsız süt, yoğurt ve peynirle aram çok iyidi, yoksa bu diyet çekilmez olacaktı. :)
Sonraki dönemde, diyeti hafif yumuşattım, eti'nin light ürünlerinden ve öğlenleri yemekhane yemeklerinden de yaralanmaya başladım ancak bunları da oldukça sınırlı yaptım. Yemekhanede yalnızca protein tükettim, bisküviyi de günde 1 paketten fazla yemedim.
Yulaf kepeğini Ankara Kavaklıdere'de fitiz diyet marketde buldum ve light bisküviler hayatıma girene kadar diyetten hiç eksik etmedim.
Diyete 5 kg daha verene kadar devam edeceğim, daha sonra da sanırım koruma evresine geçeceğim. Aşağıda ilk gün sabah kahvaltıda bana eşlik eden misafirimle birlikte yediklerimiz (onun tabağı tabiki kekli olan) ve diğer 2 öğünde yediklerimin fotoğrafını bulabilirsiniz.
Hepinize mutlu haftasonları...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder